Dakka Dukka Cakka Cukka

Dakka Dukka Cakka Cukka

Cahil zor öğrenir.

Az öğrenir.

Düşünmez ve sorgulamaz.

Okumayı sevmez. Zora ki okuyacak olsa da bir şey anlamaz.

Bu yüzden özet ister. Özetlerin içinden bir cümleyi çekip almak ister.

O bir cümle cahilin sermayesi olur.

Cahil bulduğu her fırsatta bunu kullanır.

 

One Minute (Bir dakika)

men dakka dukka ( Eden bulur )

statüko ( Sürüp gelen veya mevcut durum)

Buda böyle biline (Bir tür kabadayı Raconu)

 

Ama benim favorim olan söz:  ’’men dakka dukka’’

Sahibine çok yakışıyor. Cahilin Arap seviciliği vitrindeki yerine ancak bu şekilde ihtişamla oturur.

Bir insan kendi zulmünü ancak bu kadar açık net bir şekilde ifade edebilir.

Bu söz zulmün ve cehaletin itirafnamesi gibidir.

 

MEN DAKKA DUKKA DEYİMİNİN HİKAYESİ

Bahçesindeki gül fidanına çok kıymet veren Abbasî halifesi Hârun Reşid, güle kimse zarar vermeden kendisine getirmesi için bahçıvanına emir verir.

Ama bir gün, henüz yeni açılmış olan gülün dalına bir bülbül konar ve gagalayarak gülün bütün yapraklarını darmadağın eder.

Bahçıvan endişe içinde gidip, padişaha bülbülün yaptıklarını anlatır.

Padişah:

Üzülme Efendi, bülbülün bu yaptığı yanına kalmaz! der.
Bahçıvan, tekrar ağaçların arasında işine döner. Bir gün bakar ki, otların arasında dolaşan bir yılan, güle zarar veren bülbülü ağzına almış ve dikenlerin arasına doğru kayarak gidiyor. Durumu yine padişaha anlatan bahçıvan, bu sefer de aynı cevabı alır:

Üzülme efendi, yılanın da ettiği yanına kalmaz!
Bir müddet sonra bahçıvan, otlar arasında dolaşırken bülbülü götüren yılan, bahçıvanın ayağına dolanır.
Hemen elindeki kürekle kendini kurtaran bahçıvan, yılanın başını ezer ve yaptığını da Hârun Reşid’e anlatır.

Hârun bu defa da:
Üzülme efendi, senin yaptığın da yanına kalmaz! der.

Kısa bir süre sonra Bahçıvan, Hârun Reşid’i çok öfkelendirecek bir suç işler. Padişah, cezalandırılması için, onu hâkimin huzuruna sevk eder. Ancak, bahçıvan, hâkimin bütün suallerine:

– ’’Ben ancak Halife Hârun Reşid’e karşı konuşurum.’’ diyerek inat eder.

Nihayet Hârun Reşid’in huzuruna getirilen bahçıvan, şöyle konuşur:
Padişahım, sen bülbülün yaptığı yanına kalmaz, dedin; onu yılan yuttu.

Yılanın da yaptığı yanına kalmaz, dedin; onu da ben öldürdüm.

Benim de yaptığımın yanıma kalmayacağını, söyledin; işte o da oldu.

Beni hiç dinlemeden zindana attırdın.

Acaba bütün edenlerin ettikleri yanına kalmayınca, senin ettiğin yanına mı kalacak, sana da bir eden bulunmayacak mı? diyerek taşı gediğine otutturur.

 

Ey cehalet

Ya senin ettiklerin.

Ağlattığın analar, demir parmaklıklar arkasına koyduğun babalar, öksüz bıraktığın evlatlar, ikiye böldüğün ve birbirine düşman ettiğin yurttaşlar ne olacak?  Bunların ahları yerde mi kalacak?

 

Men Dakka dukka çok kullanıldı.

Güncelliğini yitirdi.

Eskidi ve bayatladı.

Oysa çok daha güzel bir deyim var.

 

CAKKA CUKKA (korkutarak haksız cebe atılan para)

Bence durumunuza en uygun söz budur.

Benden olsun

Temel Sağıroğlu

 

Sevgilerimle

1 Yorum

  1. Temel bey, keyifle okudum bir yazınızı daha. O cakka cukka haram zıkkım olur da görürüz o günleri bir gün elbet .

Comments are closed.